Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, geride kalan 2025 yılını fındık sektörü açısından "kayıp yıl" ilan etti. Karan, rekolte tartışmaları ve fiyat spekülasyonları arasında ezilen üreticinin 2026 yılından köklü çözümler beklediğini vurguladı.
GİRESUN – Türkiye’nin stratejik tarım ürünü ve ihracat şampiyonu fındıkta 2025 yılı, beklentilerin altında kalarak hem üretim hem de kazanç noktasında hayal kırıklığı yarattı. Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan, yaptığı kapsamlı açıklamada, fındığın ekonomiye sağladığı devasa katkıya rağmen hak ettiği değeri görmediğini belirterek "siyasi ve ekonomik sahipsizlik" vurgusu yaptı.
Başkan Karan, fındığın Türkiye ekonomisindeki yerini hatırlatarak başladığı konuşmasında, ürünün kalitesine ve getirisini dikkat çekti:
"Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de, Türkiye’nin en kaliteli fındığı ise Giresun’da yetişiyor. 2024 yılında 2.6 milyar dolar gibi rekor bir ihracat geliri sağlayan bu ürün, ülkemizin en değerli tarım varlığıdır. Ancak bu kadar stratejik bir ürün, 2025 yılında maalesef rekolte oyunları ve fiyat spekülasyonlarına kurban edilmiştir."
Karan, 2026 yılına girerken bölge siyasetçilerine ve yetkililere seslenerek, fındık tarımını darboğaza sokan temel sorunları şu ana başlıklar altında topladı:
TMO Gecikmesi: Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) fiyatları geç açıklaması, piyasanın spekülatörlere kalmasına neden oldu.
Maliyet Kıskacı: Gübre, mazot ve işçilik giderleri, döviz kurundaki artışla birlikte üreticinin belini büktü.
Küçük Üretici Tasfiyesi: Artan maliyetler nedeniyle küçük ölçekli üreticiler artık fındıktan geçinemez hale geldi.
Biyolojik Tehditler: Özellikle Kahverengi Kokarca zararlısı ve külleme hastalığı, fındıkta hem verimi hem de randımanı ciddi oranda düşürdü.
Yaşlı Bahçeler: Bahçelerin gençleştirilememesi ve bilinçsiz gübreleme yöntemleri, dünya ortalamasının altında verim alınmasına yol açıyor.
Hasat döneminde yaşanan işçi bulma zorluğu ve yüksek yevmiyeler üreticiyi zorluyor.
Toplama ve kurutma aşamalarında modern makinalı tarıma geçilememesi, işçilik maliyetlerini en yüksek kalem haline getiriyor.
Emanet Sistemi: Üreticinin borçları nedeniyle fındığı erkenden tüccara (emanete) bırakması, fiyatların baskılanmasına yol açıyor.
Parçalı Arazi: Arazi yapısının küçük ve engebeli olması, "ölçek ekonomisi" uygulanmasını imkansız kılıyor.
Başkan Karan, 2026 yılı için temenni değil, somut adımlar beklediklerini ifade etti. Karan, fındığın sadece bir "tarım ürünü" değil, Karadeniz insanın yaşam damarı olduğunu hatırlatarak; kooperatiflerin güçlendirilmesi, katma değerli ürün üretimine geçilmesi ve siyasetin fındık sorunlarını ajandasının ilk sırasına alması gerektiğini belirtti.
Sonuç olarak; 2025 yılı rekolte tartışmalarıyla başlayıp hayal kırıklığıyla biterken, Giresunlu fındık üreticisi gözünü 2026 yılında atılacak yapısal adımlara dikmiş durumda.
Kaynak:Yeşil Giresun
Yorumlar