Ana Sayfa Gündem 21 Temmuz 2020

HÜSEYİN ÇİMŞİR SADECE KENDİNE DEĞİL, TRABZON’A BÜYÜK ZARAR VERDİN!

Bir takımın başarı ya da başarısızlığında hiçbir zaman teknik direktörü birinci etken olarak görmedim, görenleri de yadırgadım. Başarı da, başarısızlık da bir futbol kulübünün bütün katmanlarının ortak ürünüdür. Taraftarıyla, yönetimiyle, teknik kadrosu, futbolcusu ve medyasıyla… Eğer taraftar kitlesi doğrulara eğilimliyse, doğru üye yapısı ortaya çıkar. Bu doğru üye yapısı, doğru başkanı ve yönetimi seçer. Doğru başkan ve yönetim, doğru teknik direktörü iş başına getirir. Doğru bir kurumsal ve ekonomik yönetim sergilerken, futbolcu izleme komitesini de doğru seçer. Yönetim, teknik kadro ve izleme komitesi de doğru bir transfer politikasıyla, doğru bir kadro yaratır. Bu kadro da tüm unsurların desteği, yardımıyla başarıyı yakalar. Ancak taraftar yanlışsa üye de yanlış olur, başkan ve yönetim de yanlış seçilir. Onlar teknik direktörü yanlış belirler, izleme komitesi yanlış olur ve transfer politikası da yerlerde süründüğü için başarısızlık kaçınılmaz olur.
Teknik direktörlerin de başarı ve başarısızlıkta katkısı vardır kuşkusuz. Bir teknik adam iyi bir liderse başarıda yüzde 20’in üzerinde katkısı olur. Art niyetliyse başarısızlıkta yüzde yüz katkı yapar. İyi niyetli ama yetersizse başarısızlıktaki payı yine yüzde 20’lerde kalır. Bu bağlamda Trabzonspor’u şampiyonluklara taşıyan Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer, daha sonra defalarca göreve geldi ama bir türlü şampiyonluk yaşayamadılar. Çünkü şampiyonluğu yaşadıkları dönemde doğruya yakın bir başkan ve yönetim, onların birlikte oluşturduğu kaliteli bir kadro ve başarıyı isteyen taraftar kitlesi vardı. Aynı ikili daha sonraki dönemlerde nispeten daha kötü başkan yönetim ve futbolcularla çalıştıkları, taraftarların da adam yemeyi marifet saydığı günlerde hayal kırıklığı yarattılar ve tarihteki yerlerini aldılar.
Aynı şekilde Şenol Güneş, üç kez doğruya yakın yönetim ve kadrolarla şampiyonlukları ya devletin, ya TFF ve hakemlerin ya da şike, teşviklerin yüzünden kıl payı kaybetti. Fakat Şenol Güneş, o zirve yaptığı dönemlerin ardından çok başarısız oldu ve her birinde ya işine son verilerek ya da istifa ederek Trabzonspor’dan ayrılmak durumunda kaldı.
Bu bağlamda ben Hüseyin Çimşir’i Günah Keçisi ilan edenlerden değilim. Ama bu isim uygulamalarıyla Trabzon ve Trabzonspor teknik direktörleri adına çok kötü bir sınav verdi. Ve ligin bitmesine bir hafta kala, bir de kupa kazanma umudu varken görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Bu bağlamda asıl konuya gelmek istiyorum.
Hüseyin Çimşir ilk göreve getirildiğinde uzun bir yazıyla kendisinden beklentilerimi sıralamıştım. Bu yazıda neler yapması gerektiğini ifade etmiş ve, “Bunları yaparsan, şampiyon olmasan da büyük teknik direktör olursun” demiştim. Ama Hüseyin Çimşir önerilerimin bir tekini bile yapamadı ve büyük bir teknik direktör olma şansını, günlük çıkarları uğruna heba etti.
Hüseyin Çimşir, sen bu kulübün altyapısından yetişmiş, yetenekleri çok sınırlı bir futbolcuydun ama Özkan Sümer henüz 18 yaşına yeni basmışken ve takım zirve mücadelesi yaparken, 17 yaşındaki Gökdeniz ve 19 yaşındaki Selahattin Kınalı ile birlikte sahaya sürdü. İnandı, güvendi ve kazandı. O koltuğundan oldu ama sizler önemli futbolcular olarak Türk futbolunda iyi yerlere geldiniz, büyük paralar kazandınız.
Peki sen ne yaptın?
Önce Hüseyin Türkmen ve Abdulkadir Parmak’ı yemeye kalktın. Hüseyin’i yok etmeyi başardın, Abdulkadir ise dişiyle, tırnağıyla yine o formanın sahibi oldu ama Obi Mikel gitmeseydi bu da gerçekleşmeyecekti. Kendilerini göstermiş, forma giydikleri maçlarda çok başarılı görüntü veren Serkan Asan ve Abdurrahim D:ursun’u kulübeye mahkum ettin. Yaşlı, içi geçmiş, para kazanmaktan başka hiçbir amacı olmayan yaşlı dinazorlara bel bağladın. Yetmedi devre arasında yine içi geçmiş, takıma en küçük katkısı olmayacak Messies, De Costa, N’diaye, Bilal Baseciklioğlu ve Gulherme gibi 5 ismin transferine izin verdin. Geçen sezon zorunluluktan başlayan altyapının üretken yapısının tam kalbine ve beynine kurşun sıktın.
Saldırgan, rakibe sahayı dar eden, çok pas yapabilen, öldürücü mücadeleleriyle sahada, “Ben Trabzonspor’um” diyen takım görüntüsünü, silik, teslimiyetçi, skor koruma telaşına düşen ama bunu da beceremeyen bir takımla zirve yarışında yer alıp, ipi göğüsleyebileceğini düşündün. Korkak, pısırık, silik davrandın….
Bunca görev sürecin içinde topluma elle tutulur, akılda kalır bir tek mesaj vermeyi bile başaramadın. Maç öncelerinde ve sonralarında yaptığın konuşmalardan hiç kimse bir şey anlamadı. Ne kadar yetersiz, vizyonsun olduğunu zaten konuşma tarzınla bile gösterdin. Toplumu bir büyük başarı hikayesine inandıramadın. Sana güven duymalarını sağlayamadın. “İşte bu takımın teknik direktörü” dedirtemedin. “Trabzonspor yeni bir değer kazandı” ifadelerinin kullanılmasına izin vermedin.
Sen de siyasetin arka bahçesinden girip Trabzonspor’u ele geçirebileceğini düşündün. Bakanların, şunların, bunların hava alanlarında karşılanması, onların desteğiyle sahada ayakta durabileceğin fikrine kapıldın. Yanıldın!
Çünkü hiçbir büyük insan, birilerinin eteklerine tutunarak, büyük davaları taşıyamaz. Özgür olmayan insan, özgür bir toplum ya da kurum için savaşamaz. Özgür olmayan insan, yaratıcı, sürükleyici, kitleleri inandırıcı olamaz.
Ve tutsak bir insandan Trabzonspor gibi tarihi misyonu belli bir kulübün teknik direktörü olmaz.
Olamadın zaten de…
İsimleri büyük, futbolları küçük, inançları, heyecanları, savaşçı ruhları kalmamış futbolculara bel bağladın.
Ama asıl Trabzonspor’a, Trabzon’a yazık ettin. Bu kulübün değerlerini ölümüne savunup, yaşayıp, yaşatarak dev olabilirdin. Ama iradesi zayıf bir kimlikle birlikte cüceye dönüştün. En küçük bir iz bırakmadan kendini yok ettin.
Ne şampiyonluğu yaşatıp, yaşatabildin, ne bir tek futbolcu bu takıma kazandırabildin, ne de akılda kalan bir tek slogan üretemeden, tarihin tozlu yaprakları arasındaki yerini aldın…
Ve kendini yok ettin!

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Hazır Site by Uzman Tescil