Ana Sayfa Gündem 6 Haziran 2021

GİDEN OYUNCU GERİ ALINMAZ …

SORLOTH TRANSFERİ VE TRABZONSPOR’U KÜÇÜLTÜP, FUTBOLCUYU TANRILAŞTIRAN KAFAYLA NEREYE KADAR!.
Trabzonspor’u yazmak istemediğimi daha önce açıkladım. Zaten uzun aralıklarla yazarak tepkimi gösteriyorum. Ama son yaşanan birkaç olayın bende yarattığı derin hayal kırıklığını paylaşmadan edemeyeceğim.
Öncelikli olarak Norveçli forvet Alexander Sorloth’un transfer edilmesi için gösterilen çabalar ve taraftarın tutumu, Trabzonspor’un neden büyük camia olmadığının bir göstergesidir. Acı ki, Bordo-Mavili takım sahada özellikle 1975-84 yılları arasında çok büyümüştür ama buna koşut olarak camiayı oluşturan unsurlar buna ayak uyduracak nitelikte büyüyememiş, hatta küçülmüştür de…
Trabzonspor’un şampiyon olduğu yıllarda yazılı olmayan bir anayasası vardı. Bu anayasasında, “Giden oyuncu, geri alınmaz” şeklinde bir maddesi vardı. Buna tüm başkan ve yöneticiler uyardı. Ama 1986’larda, Mehmet Ali Yılmaz’ın, Bordo-Mavili kulübün tüm gelenek, göreneklerini yıkmaya başladığı ve tarihi kimliğini yerle bir etme adına elinden geldiğini yapma adına devasa adımlar attığı dönemde Beşiktaş’a satılan Serdar Bali geri alındı. Serdar, rekor ücretle Beşiktaş’a gitmişti ve Türkiye’nin en iyi orta saha oyuncusuydu. Ama dönüşünden sonra takıma hiç yararlı olamadı ve yok oldu gitti.
Bir gelenek yıkılırken, Bordo-Mavili kulübe büyük zarar veren oyuncular arasında da gidip gelenler oldu. (Kiralık değil, bonservisiyle gidip gelenler) Bunlar arasında Hami Mandıralı, Fatih Tekke ve Hüseyin Çimşir dışında takıma yarar sağlayan isim çıkmadı. Ama yazılı olmayan anayasanın bir maddesi delinmişti. Kulübü yönetenler, çok daha önemli anayasa maddelerini de yok saydı, hükümsüz kıldı.
Bu gidenin geri gelme modasının başlamasının geldiği son noktada da iki sezon önce satın alma opsiyonlu kiralanan Alexsander Soroth, Bordo-Mavili renklere bağlandı. Premier Ligde varlık gösteremeyen Norveçli oyuncu, beklenenlerin aksine süper performans gösterdi. Attığı goller, asistleri ve sahada duruşuyla Trabzonspor’a büyük yararlar sağladı. Giderken de, şu andaki net rakamlara göre 11 milyon Euro kazandırdı. Kendisine teşekkür etmek kuşkusuz borcumuz…
Ancak!…
Sorloıth, İngiltere Premier Liginde sıradan bir oyuncu muamelesi görmediği dönemde geldiği Trabzonspor’da büyük patlama yapınca, kendisini bu noktaya taşına kulübe en küçük bir vefa duygusu taşımadı. Ligler bittikten sonra, Alman kulübü Leipzig, kendisini istedi. Pazarlıklar yapılıyordu. Bu arada yeni sezon hazırlıkları da başladı. Sorloth hala Trabzonspor’un malıydı. Kendisine, kampa katılması çağrısı yapıldı ancak profesyonelliğe hiç yakışmayacak bir şekilde, “Asla dönmeyeceğim. Ben Bundensliga’da oynayacağım. Trabzon ve Trabzonspor defterini kapattım” dedi. Hakkında Noter işlemi yapıldı. Kampa katılmadığına ve idmanlara çıkmadığına dair tutanak tutuldu. Bunlara rağmen Norveçli futbolcu, “Dönüşüm söz konusu değil, ya satarsınız, ya bir yıl futbol oynamam” restini çekti.
Sonuçta da Trabzonspor yönetiminin pazarlık gücünü kırarak, Leipzig’in yolunu tuttu. Bu kulüpte ilk sezon istediği kadar şans bulamadı, bulduğu şansları da iyi kullanamadı. Bu durum, Bordo-Mavili camiada, “Sorloth’u yeniden Trabzonspor’a kazandıralım” havası estirdi. Ne yazık ki, hiç kimse, bu Sorloth’un malyetini karşılayacak ekonomik yapı var mı yok mu, gelmesi söz konusu olduğunda, ona ödenecek rakam, takım içi dengeleri bozduğunda bütünlük yok olur mu olmaz mı, ekonomik bataktaki bir kulüp, banka kredi yapılanmasıyla ayakta durmaya çalışırken, çok yüksek ücretlerle oyuncu transferi yaparsa sonu ne olur şeklinde birkaç soruyu sormaktan bile aciz…
Başkan Ahmet Ağaoğlu, bu oyuncuyu ve kulübünü ikna etme çabası gösterirken, Teknik Direktör Abdullah Avcı da, “Sorloth gelecekse onu bekleriz. Çok isterim alınmasını” şeklinde açıklamada bulundu. Bu sırada da sosyal medya yıkılmaya başladı. Sorloth’un dönüşü için milyolarca tweet atıldı. Oyuncunun kendi hesabına 2 milyonun üzerinde mesaj gitti. Ama en sonunda Almanya’da vasatın altıda kalan Sorloth isyan etti ve, “Strese soktunuz beni, yeter!” diyerek, Trabzonspor’un umurunda bile olmadığını kamuoyuna haykırdı.
Ne oldu şimdi?
Bu kulübü böylesine küçük düşürmeye hakkınız var mı? Bu kulübü, ne kadar başarılı olursa olsun; arkasına bile bakmadan terk etmiş bir futbolcunun dönüşü için taraftarın, başkanın, teknik direktörün böylesine aciz tavırlar sergilemesinin anlamı nedir?
Trabzonspor’u bir futbolcuya mahkum göstermenin, bu kulübü küçültmeye çalışmanın mantığını bana bir tek aklı başında insan izah edebilir mi?
Futbolcuyu tanrılaştırıp, Trabzonspor’u köleleştiren beyinlere ve bu kulübün tarihi başarılarının altında yatan yazılmamış anayasasını bilmeden hareket edenlere bir kez daha yazıklar olsun…
İlkesizliklerinizi ilke zannedip, Trabzonspor’u da ilkesizler kulübü haline getirmeye doymadınız, doymayacaksınız. Ekonomik batağa saplanmış ve doğru yönetilmeye başlanmazsa, belki de 3-5 yıl sonra kredi yapılanmasına muhatap olduğu bankaların el koyduğu, kayyumla yönetilecek, sonra da bir Arap şeyhine satılacak Trabzonspor’u duyguyla ve akılla sevmiyorsunuz. Sadece bastırılmış aşağılık komplekslerinizi, onun aracılığıyla yok saymaya çalışıyorsunuz.
İşte ben de, Trabzonsporlu gibi gözüken ama bu kulübü derinliğine anlamlandıramayan, sığ düşünceli kişilerin sayısının milyonları bulması nedeniyle yazmak istemiyorum. Elim varmıyor. İnanın soğuttunuz beni, genelinde futbol, özelinde Trabzonspor’u yazmaya…
Saygılarımla…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Laf Olsun Diye Siyaset Yapılmaz

Laf Olsun Diye Siyaset Yapılmaz

error: Content is protected !!
Hazır Site by Uzman Tescil