Ana Sayfa Gündem 4 Eylül 2021

TÜRKİYE İSTANBUL’DAN BÜYÜKTÜR…. HEM DE ÇOK BÜYÜK!…

Burada zaman zaman gelecek seçimlerde cumhurbaşkanlığı adaylığı için tereddütsüz İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun muhalefetin ortak adayı olması gerektiğini dile getiriyorum. İkinci aday olarak da Mansur Yavaş’ın ismine yer veriyorum. Şunu ifade edeyim ki bu isimlerle, ideolojik, felsefi ya da siyasi açıdan çok yakın olduğumu söyleyemem. Çünkü ben sosyalist bir düşünceyi benimsemiş, bu düşüncelerle hayata gözlerini yumacağına inanan bir insanım. Ancak vahşi kapitalizm ve emheryalizmin boyunduruğundaki din eksenli siyasi klikle onun payandası ırkçı partinin yarattığı yeni sistemde hem halkın geniş kesimlerinin, hem de ülkenin bir kaosun içinde yer aldığına inanıyor, öncelikli olarak bu durumun bertaraf edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bunun için de siyasi çizgi açısından bana yakın olmasalar da, hem toplumun büyük kesiminin benimsemesi, hem kullandıkları dil, hem tüm engellemelere rağmen ülkenin en büyük iki kentini başarılı sayılabilecek bir şekilde yöneten ve hem de kamuoyu araştırmalarında Recep Tayyıp Erdoğan’a büyük fark attıklarını gördüğümüz Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere Mansur Yavaş’tan birinin aday olması halinde ülkede belirli ölçüde bir rahatlama yaratacak iktidar değişikliğini kaçınılmaz görüyorum.
Muhalefetin diğer aday olabilecek isimleri de kamuoyu anketlerinde önde gözükse de kaybetme riski de dikkatlerden kaçmıyor. Oysa zamanında yapılırsa 2023 seçimleri Türkiye Cumhuriyeti açısından bir kader niteliği taşıyor.
Ya hilafete geri dönülüp, 100 yıl öncesini yaşamaya tam olarak yaşamaya başlayacağız, ya da gerçek anlamda laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin yeniden inşası için yol alma konusunda önemli bir adım atacağız.
Bugün devlet laik gibi gözükse de, 1950’lerde başlayan ama özellikle 12 Eylül darbesinden sonra hızlanan dinci istismar politikaları, son 20 yılda tam gaz ülkeyi bir din devletine doğru sürükledi. Şu anda asıl hayalleri olan sistem için çok küçük ayrıntıları kaldı ve bir de sistemin ismini değiştirmediler hepsi bu…
Ve 2023 de bu küçük ayrıntıları da çizmelerinin altına alıp, sistemin ismini cumhuriyetten, “şeriat”a çevirmenin taşlarını örecekler. Zaten Recep Tayyıp Erdoğan da, sürekli olarak 2023’e vurguyu bunun için yapmıyor mu?
Ülkede köylü, emekçi, emekli, memur, küçük esnaf daha yoksul, işsizlerin sayısı her geçen gür artıyor, istihdamı artıracak üretime yönelik fabrikaların tümü özelleştirilirken, yenilerinin yapımı ise gericilik olarak kabul ediliyor. Dış politikada uçurum taktiği uygulanıyor, demokrasinin olmazsa olmazları tek tek ayaklar altına alınıyor, tek adam rejimi özellikle kendilerinden olmayanları boğmak için taşlarını örmeyi sürdürüyor.
Mevcut koşullar altında yapılması gereken tek şey ülkeyi, mevcut yapıdan kurtarmak, çağdaş medeniyetler seviyesine getirecek yeni bir iktidarın ilk harcını karmaktır.
Bunun için de rakibine göre çok avantajlı gözüken Ekrem İmamoğlu’nun aday olması gerektiğini yazdığımda bazı arkadaşlar, “Yıllar sonra İstanbul kazanıldı. Belediye meclisi üyelerinin çoğunluğu AKP ve MHP’li… Onların oylarıyla Belediye başkanlığına AKP’li bir isim getirilir. İstanbul kaybedilemez” diye yorum yapıyorlar.
Gerçekten şaşırıyorum.
Neden mi?
Birincisi, Türkiye’nin ve halkın temel sorunları yanında, İstanbul’da başkanlığın bir başka partiye geçmesi devede kulak bile değildir. Ama şu da unutulmamalı ki AKP genel iktidarı kaybettiğinde sadece İstanbul’da değil, tüm Türkiye’de bu partiden büyük kopmalar olacaktır. Bunlar arasında çok sayıda belediye meclis üyesi de olacaktır. Kaldı ki böyle bir durum gerçekleşmezse de, bu belediye meclis üyeleri,iktidarı ellerinde bulundurmalarından cesaretle büyük ihtimalle birçok yasal olmayan olaya imza atmışlardır. Bunlar önlerine konulup, yargıya taşındıklarında zaten üyelikleri düşecektir. Birçoğu hapsi boylayacaktır. Birçoğu kendilerini kurtarmak için itirafçı olma yolunu seçecektir.
İkincisi, genel iktidarı ele geçirdiğinizde, hızlıca yerel seçimleri erkene alan kararı alır meclis ve sonra da belediye meclis üyelerini de kapsayacak şekilde buralarda da hem başkanlığı kazanır, hem de meclis üyeliğinde çoğunluğu ele geçirir ve yeni başkana çok daha rahat çalışacağı koşulları yaratırsınız.
Üçüncüsü; muhalif kesimde hala daha ülkenin geldiği noktanın yarın nelere gebe olduğunu görmeyip, İstanbul ya da Ankara Büyükşehir Belediye başkanlıklarına razı olmaları ki, “küçük olsun, benim olsun” mantığını kabullenmek mümkün değil…
Daha birçok madde sayılabilir ama yazı yeterince uzun oldu, bu kadarı yeter sanırım.
Son söz; Sakın unutulmasın, Türkiye, İstanbul’dan büyüktür… Hem de çok büyük!
Saygılarımla…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Bugün Sahadayız

Bugün Sahadayız

error: Content is protected !!
Hazır Site by Uzman Tescil