Ana Sayfa Yazarlar 2.01.2022 25 Görüntüleme

ŞİKE DAVASI VE İKİYÜZLÜLÜĞÜN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ!..

Sevgili dostlar; Biliyorsunuz bir yıla yakın bir süredir, futbol üzerine pek yazmıyorum. Çok nadir kalemimi oynatıyorum. Çünkü bu alanda, beni ve felsefemi anlayacak, özümseyecek insanların sayısının çok az olduğunu yaşayarak gördüm ve değiştirme şansımı da sıfıra yakın olarak değerlendirdim. Bu nedenle de daha çok ülke veya dünya sorunlarıyla ilgilenmenin daha doğru olduğuna karar vererek, kalemimi bu noktalarda oynatmaya başladım.
Ancak dün yaşanan bir gelişmeden sonra futbolla ilgili yazmak kaçınılmaz oldu…
Biliyorsunuz 3 Temmuz 2011’de Beşiktaş Adliyesinde, bir şike davası başladı ve adeta yer yerinden oynadı. Başrolde Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım ve bu kulübün birkaç yöneticisiyle birlikte, Sivasspor, Beşiktaş, Başakşehir, Eskişehirspor, Mersin İDmanyurdu kulübünden çeşitli isimler yer aldı.
Davaya konu olan belgeler ise o dönem Giresunspor Başkanı olan ve Sedat Peker’e yakınlığıyla bilinen Olgun Aydın Peker’in dinlenmesiyle ortaya çıktığını sanırım unutmamışsınızdır. Bu isim dinlenirken, Aziz Yıldırım’ da ağa takılanlar arasında yer aldı. Telefon konuşmalarında, hakemlerle, MHK (Merkez Hakem Kurulu) ile, Tahkim ve Disipbin Kurulu ve Türkiye Futbol Federasyonu Mahmut Özgener ve yönetim kurulu üyeleriyle ilgili ağır tehditleri, hakaretleri gün yüzüne çıktı. Bu arada belirli kulüp yöneticileri, teknik adamları ve futbolcularıyla ilgili de şike yapma ifadeleri, ya da teşvik primi verme sözlerini de öğrenmiş olduk. Tarlaları sürme en belirgin şifresiydi Yıldırım’ın…
Tüm bu telefon dinlemeleri ve teknik takipleri sonucu mahkeme yüzlerce kişi mahkumiyet kararı verdi. Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Etik Kurulu, Tahkim Kurulu da şikeye teşebbüs, teşvik primi verme iddialarının doğru olduğunu belgelerden yola çıkarak kabul edildi.
UEFA Disiplin Kurulu, Hakem Kurulu, Etik Kurulu ve nihayetinde Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi CAS da, şike ve teşvik girişiminin yaşandığını belgelere dayanarak kabul ederek, Fenerbahçe’yi, Şampiyonlar Ligi’nden men edip, Trabzonspor’un bu dev kupaya katılması kararını verdi.
Dava sürerken, dönemin başbakanı Recep Tayyıp Erdoğan devreye girdi. Önce şike yasasını değiştirdi ve mahkumiyet alan neredeyse tüm kişilerin salıverilmesinin önünü açtı. “Avrupa’ya üç beş yıl gitmezsek ne olur” dedi, “Kişilerle kurumları ayırmalıyız” ifadelerini kullandı. önemin UEFA Başkanı Michael Platini’yi, Türkiye’ye geldiği bir dönemde kabul etti ve kulüplerin cezalandırılmamasını istediği 2 saatlik bir görüşme yaptı. Ancak Platini, “Bizde işler böyle yürümüyor” diyerek cezalandırmama talebini geri çevirdi.
Bu mahkemelerde görev yapan hakim ve savcıların FETÖ örgütüne mensup olduğu biliniyordu. Bu ayrı bir tartışma konusu… Hakim ve Savcıların FETÖ örgütü mensubu olması nedeniyle de heyet suçlanmaya başlandı.
Bu dava, Ergenekon, Balyoz, Oda TV ve benzeri davalara benzetildi, kumpas olduğu ileri sürüldü. Bunu yapanlar arasında Atatürkçü olduğunu söyleyenlerin, dünyaya sol pencereden bakanların, olması, hatta Aziz Yıldırım’ın, Recep Tayyıp Erdoğan ile mücadele verdiğini söyleyenlerin bulunması utanç vesilesiydi. Bu kesimler için demek ki, “Benim hırsızım iyidir” mantığı egemendi. Oysa Ergenekon, Balyoz, Oda TV ve benzeri davalarda, delillerin tümü üretilmişti, uydurulmuştu ve olmayan suçlan yaratılarak, AKP karşıtı, ya da ABD’ye mesafeli askerlerin başta olmak üzere, tüm muhalefetin sindirilmesi, hapishanelerde, ölüm hücrelerinde yok edilmeleri amaçlanmıştı. Fakat şike davasında uydurulmuş, üretilmiş tek bir delil bile yoktu.
Yani, “Kral çıplak”tı.
Bu davayı ABD güdümlü, CİA orjinli FETÖ örgütünün mensuplarının yürütmesi, Aziz Yıldırım ve yol arkadaşlarının işlediği suçları ortaya çıkarması, davanın haklılığını değiştirecek nitelikte değildi. Zaten Aziz Yıldırım da, üretilmiş bir delilden hiç söz etmedi. “Sadece bana kumpas kuruldu, şikeyi yaptıysam Fenerbahçe için yaptım” dedi. Hatta, “Eğer ben bu hapishaneden çıkmazsam, 13 yıllık başkanlığım döneminde kiminle ne işler yaptıysam hepsini kamuoyuna açıklarım” diye avukatı aracılığıyla açıklama yaparak tepelerde birilerine tehdit göndermezdi.
Neyse, Aziz Yıldırım ve şürekası yenilgiyi kabul edip, artık susma noktasına gelmişken, Türkiye siyasetinde deprem yaratan 17-25 Aralık yolsuzluk, hırsızlık davası patlak verdi.
Bu dava Türkiye’de bu kez siyaseti darmadağın edecekti. Mılyarlarca doların sıfırlanma çabaları, ayakkabı kutularından çıkan milyonlarca dolarlar, büyük paralar karşılığı olan hediye saatler, rant için yapılanlar tek tek ortaya çıkarken, bakan çocukları, iş insanları, bürokratlar demir parmaklıklar arasında kendilerini buldular.
Bu operasyonun nihai olarak Recep Tayyıp Erdoğan’ı hedef aldığı ortaya çıkınca, Türkiye Büyük Millet Meclisinde hemen bir yasa değişikliğine gidildi ve, “Hakim kararıyla da olsa, dinlemeler sonucu oluşan tapeler delil olarak kabul edilemez” kararı alındı. Bu karar, tarihte görülmemiş şekilde geriye doğru işletildi. Oysa bir yasa çıktığı tarihten sonra ancak geçerli olabilirdi.
Çıkarılan bu yasa ile birlikte artık neredeyse artık yolsuzlukların, hırsızlıkların, haksızlıkların mahkum edilmesi söz konusu olmayacak noktaya gelmişti.
Recep Tayyıp Erdoğan, FETÖ’nun kendisini devirmek istediğinden artık kesin olarak emindi ve, “Bunlar zaten Türk askerine de kumpas kurmuştu” diyerek,, daha önce, “Bu davaların savcısıyım” dediği Ergenekon, Balyoz, Oda TV ve benzeri davaların kurmaca, düzmece olduğunu itiraf etti. Sayın Erdoğan, böyle diyerek FETÖ ile giriştiği kendilerine muhalif olan kesimleri tasfiye etme sürecini bir dönem ertelemiş oldu.
İşte bu sözler üzerine Ergenekon, Balyoz, Oda TV ve benzeri davalardan mahkum edilenler, mahkemeye itiraz ederek yeniden yargılanma talebinde bulundular. İşte bu süreç içinde Fenerbahçe, Beşiktaş, Başakşehir, Sivasspor, Eskişehirspor ve Mersin İdmanyurdu kulüplerinde şike ve teşvik primi konularıyla yargılananlar da yeniden mahkemeye başvurdu.
:Yeni mahkemenin üyeleri de daha sonra FETÖ’cü çıktı ama hem Aziz Yıldırım, hem de yol arkadaşları için, “Delil yetersizliğinden beraatlerine” şeklinde karar aldı.
Nihayetinde Yargıtay da, bu kişilerin beraat ettiğine dair kararı dün onayladı.
Fenerbahçeliller şimdi bir anda celallendiler. Kendilerine haksızlık yapıldığını söyleyip, zararlarını telafi etme peşinde koşacaklarını söylediler. Onlar bunu derken, AKP ve Recep Tayylıp Erdoğan muhalifi medyadaki bir takım embesiller de, “Kumpas sona erdi” diye adeta bayram yapan haberlere imza attılar. Bu zevat, AKP, Erdığan yad da onlara yakın kişiler hakkında suçlamalar, mahkeme tarafından kabul edilmediğinde, fikri takipçiliği yapıp, kişilerin ya da kurumların tarihsel süreç içinde yaptıklarını, sözlerini hiç unutmazlar, gözümüze gözümüze sokarlar. Ancak bu Aziz Yıldırım ve ortaklarıyla ilgili davanın haberlerinde, geçmişte bu kişilerin sözlerini, ifadelerini, tapelere yansıyan suçlarını asla konu etmezler.
Siz sözde Atatürkçü, solcu ya da muhalif gazeteci bozuntuları, en az biat medyası kadar çirkinsiniz.
Çünkü; İşinize gelen karar olunca, tüm mahkemelerin, adil ve bağımsız olduğunu düşünüp, işinize gelmediğinde de Saray bağımlısı olduğunu ileri sürecek kadar iki yüzlüsünüz.
Aslında bu şike davasıyla ilgili gelişmeler konusunda ne yaşandığını en doğru bir şekilde Ali Koç ortaya koydu. Dün akşam çıktığı bir TV’de, önce, “Adalet yerini buldu” dedi, sonra da; “Süreç içinde desteklerinden ve katkılarından dolayı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyıp Erdoğan’a teşekkür ediyoruz” şeklinde bir ifade kullandı.
Kimse de Ali Koç’a, “Madem ki,kulübünüzü yönetenler masumdu ve hiçbir şekilde suça bulaşmamıştı, Sayın Cumhurbaşkanı, Recep Tayyıp Erdoğan’a neden minnetle teşekkür ediyorsunuz?” diye sormadı.
Ve ne yazık ki, Ali Koç’un ne demek istediğini sözde sol ve Atatürkçü medya da sormayacak!
Son bir şey daha, şimdi Trabzonspor başkanı Ahmet Ağaoğlu’nun çıkıp, bu şike süreci içinde dönemin başbakanı, şimdinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan başta olmak üzere, Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım ile yol arkadaşlarını kurtarmak için kimlerin ne tür işler çevirdiğini tek tek kamuoyu ile paylaşarak, bu kulübün güçlüler karşısında da susmayacağını ve sahipsiz olmadığını göstermesini bekliyoruz.
Yapabilir mi?
Asla!!!
Saygılarımla…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

ANNELER ÖLMEZ …

ANNELER ÖLMEZ …

error: Content is protected !!
Hazır Site by Uzman Tescil